Senaryo aynı, aktörler farklı

2. Dünya savaşından sonra görünürde iki kutuplu olan, aslında ABD'nin başını çektiği tek kutuplu bir dünya düzeni oluşturuldu. Sözde Komünizmle mücadele etmek için dünyanın her bölgesinde CIA güdümünde cemaat adı altında birçok örgüt kuruldu ve büyütüldü.

Senaryo aynı, aktörler farklı
cia ve örgütler

  

Bunlardan biri olan Fetö yakın geçmişte ülkemizde darbe girişiminde bulundu. Fetö terör örgütü, Jımmy Carter Doktrini olan Yeşil Kuşak projesiyle ortaya çıktı. Ancak ABD'de ki Müesses Nizam sözde Komünizmle mücadele için sadece ülkemizde ki İslami kesimi kullanmadı, diğer dinleri ve dünyanın değişik bölgelerinde ki toplulukları da kullandı.

Opus Dei ve Fetö

Bunlardan bir tanesi İspanya'da ortaya çıkan Opus Dei tarikatıdır. Bu örgütün 3 trilyon dolara yakın serveti, 600 medya yapılanması ve 15 adet de üniversitesi bulunmaktadır. Opus Dei sadece bu bilgilerle bile ülkemizde malüm örgüte ne kadar çok benziyor değil mi? Opus Dei'nin Türkçe anlamı "Tanrı'nın işi",  üyeleri ise "Tanrı'nın HİZMETçisi" olarak adlandırılır. Opus Dei örgütünün her ülkede örgütten sorumlu bir kardinali bulunmaktadır. Tıpkı Fetönün her ülkeden sorumlu bir imamının bulunması gibi. Opus Dei'nin örgüt yapılanması "Numerarid", "Sopranumerari" ve "Cooperatori" olmak üzere üçe ayrılıyor. Birinci grupta olanlar Opus Dei evlerinde kalıp, hiç evlenmiyorlar ve ihtiyaçları dışında tüm kazançlarını örgüte veriyorlar. 2. grupta olanlar  tam üyedirler, evlenebiliyorlar ve gelirlerinin bir kısmını örgüte aktarıyorlar. 3. grup üyelerini ise gönüllüler oluşturmaktadır. Bu örgüt şeması isimler hariç birebir Fetönün örgüt yapılanması benzemektedir.

 

Moon Tarikatı, Opus Dei ve Fetö

Şimdi gelelim Güney Kore'de ortaya çıkan Moon Tarikatına. Moon Tarikatı da, tıpkı Opus Dei ve Fetö benzeri bir örgüt yapılanmasına sahiptir. Güney Kore'den bir anda bütün dünyaya yayılan bu örgüt diğerleri gibi muazzam bir güce ulaştı. Kendilerine mürid yetiştirebilmek ve propagandalarını bütün dünyaya yayabilmek için eğitim, medya ve finans sektörünlerine özel önem gösterdiler. Medya yapılanmalarında da birbirinin benzeri isimler kullandılar. Fetö Türkiye de medya alanında "Zaman" ismini kullanırken diğer tarikatlar ise "Times" ismini kullandı. Fetönün Zaman gazetesi ile Moon'un tarikatının Washington Times gazetesi arasında ki ilişki dikkat çekmektedir. Bir diğer benzerlikleri ise 3 örgütün de liderlerinin son durağının ABD olmasıdır. Örgüt yapılanmaları piramit şeklinde olan bu sözde cemaatler, bu konuda da nerdeyse birebir benzeşiyorlar. Ulus Devletlerin içinde kendi devletlerini kuran bu örgütler kendi medya yapılarını da kullanarak Ulus Devletlerin kararlarını etkileyebilecek güce ulaştılar.

Dinlerarası Diyalog

Bu örgütlerin diğer benzer yanları ise kullandıkları argümanlar. "Hoşgörü" ve "Diyalog" argümanları "Dinlerarası Diyalog"u da planlı olarak ortaya çıkardı. 90'lı yıllardan sonra Dinlerarası Diyalog için  Moon ve Fetö örgütleri sıkı bir işbirliği yapmaya başladılar. Moon örgütü Türkiye'de Dinlerarası Diyalog adı altında misyonerlik faaliyetleri yapmak için toplantılar da düzenledi.

 

Hepsi CIA Güdümlü

Bu yazıda aktardığımızdan daha fazla benzerliği olan bu 3 örgütle beraber CIA hem örgütlerin bulundukları ülkeleri hem de faaliyet gösterdikleri diğer ülkeleri kontrol altında tutmak istedi.

 

Eğitim Adı Altında Mürid Devşiriyorlar

Bu örgütlerin okullarında geliri düşük kişilerin çocuklarının bedava okutulmasına aldanmamak gerekiyor. Bu sadece bir gölgeleme ve aldatmadan ibaret. Zengin insanların çocukları da bu örgütlerin okullarında okuyor. Düşük gelirli ailelerin okuttukları çocuklarında ise zeki ve gelecek vaat edenlerini seçiyorlar. Tarikat okullarında beyinlerini yıkadıktan sonra kendilerine biat edecek robotlar yetiştirmiş oluyorlar.

 

Devlette Liyakat ve Sadakat Gerekir

15 Temmuz gibi hain bir darbe girişimini görmüş olmamıza rağmen, devletin içine yerleşmiş bu CIA uzantılarından bir şekilde kurtulmayı kısmen başardık. Bundan sonra dikkat etmemiz gereken nokta ise CIA bunca yatırım yaptığı bir örgütün sonrasında kontrol edemeyeceği bir yapı bırakmayacağıdır. Devlete tekrar nüfus etmek isteyeceklerdir. Burada yapılması gereken İbn-i Haldun'un doktrinine göre devlet kurumlarında kritik pozisyonlarda istihdam edilecek kişilerin temel ölçülerinin liyakat ve devlete sadakat olmasına dikkat etmek gerekir.