Prof. Dr. Ömer Özyılmaz yazdı: Modernitenin yaygınlaştırılması

Tanınmış eğitim uzmanı, Cumhurbaşkanlığı politikalar kurulu üyesi, 22. dönem Erzurum milletvekili Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, Uyanan İnsan için yazdığı bu yazısında modernite kavramını ele alarak bunun toplumda etkilerini inceledi.

Prof. Dr. Ömer Özyılmaz yazdı: Modernitenin yaygınlaştırılması
Modernite bütün ideolojilerin ardında

Önce Avrupa’da hakim olan Avrupa ideolojisi modernite, daha sonra bütün dünyada yaygınlaşmaya ve bütün dünyada hakim olmaya yöneldi. 19. Yüzyıl Avrupa Modernitesinin bütün dünyada inanç, düşünce, bilim ve yaşam alanlarını etkilemesine ve egemenliğini kurmasına ‘Modernizm’ adı verildi. İnsanlığa ‘altın tas içerisinde zehir sunan’ bir varlık gibi, dış görünüşüyle çekici olan modernizm, içi zehir dolu da olsa hızlı bir şekilde dünyada ve bizde yaygınlaştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında bizdeki adı da ‘Asrilik’ idi. Asrilik hareketi, aslında Avrupa ideolojisi Moderniteyi Türkiye’ye güzel gösterme ve taşıma hareketidir.

Avrupa, 19. Yüzyıldan beri, bu ideoloji ile dünyayı etkilemiş, ekonomik, bilimsel, teknolojik ve siyasal güçle bütün ülkeleri ikna, tehdit ve baskı ile etkisi altına almıştır. O günden beri bir ideoloji ve bir yaşam biçimi olarak Modernizmin etkisinin dışında kalmış bir millet ve bir ülke gösterilemez. Herkes, belli oranda da olsa onun etkisi altına girmiştir.

Büyün ideolojilerin dayanağı

Cumhuriyet İdeolojisi de dahil, Marksizm ve Komünizm gibi yerel ve evrensel pek çok değişik isim ve içeriklerle, 19 ve 20. Yüzyıllarda üretilen ve değişik ülkelere ihraç edilen ideolojiler, Modernite’den türetilmiştir. Sonra da Burjuvazi’nin dünya egemenliğini/sömürüsünü sağlamak için, yetiştirip örgütledikleri ajanları eliyle modernitenin öncüsü, habercisi hatta ona bir bakıma yer açan evrensel ya da yerel ideolojiler, dünyanın değişik ülkelerine gönderilmiştir. En son olarak ta o ülkelerde bunu sadakatle savunup yaygınlaştıracak, kitlelere kabul ettirecek uygulayacak o ülkenin insanı ama kendilerine sadık-bende-köle olanlarını bulup ülke yönetimine getirmişlerdir.

Ancak değişik ülkelerde uygulanan bu ideolojilerin hiç birisi, hiçbir ülkeyi manen ve maddeten kalkındırıp geliştirememiş, onları güzel ahlaklı, hak ve hukuka saygılı, paylaşımcı, bölüşümcü ve gönlü zengin insan ve toplumlar yapamamış; aksine bütün dünyayı bu bahsettiğimiz güzellikleri tanımayan hatta onları küçümseyen bencil-egoist bir insan ve toplum haline dönüştürmüştür. Bunların ötesinde insanları ve toplumları, Avrupa Modernitesine bağımlı hale getirmiştir. Üstelik oralarda fakirlik, yoksulluk, kaos, terör ve anarşiye de sebep olmuştur.

Ne yazık ki, iki asırdan beri, insanlık yeni bir dünya görüşü ortaya koyamamıştır. Aslında bu durum, hızlı değişim ve dönüşüm yaşayan insanlığın, bu en önemli alanda bir adım dahi ileri gidemediğinin bir göstergesidir. Çünkü bir yandan son iki asırdan beri İslam dünyası ve diğer ülkelerin düşmüş/düşürülmüş olduğu acziyet söz konusudur. Öte yandan da Modernite -Siyonizm, bu tür hareketleri önceden görüp engellemiş ve buna müsaade etmemiştir.

Post önekli modernite

Son dönemlerde başına ‘Post’ kavramını ekleyerek kendi içinde bazı atakların, bazı yenilenme hareketlerinin yapıldığına şahit olsak dahi, bu atakların öncekilerden fazla bir farkının olmadığını da yakinen biliyor ve görüyoruz. Neyse ki, Ülkemiz başta olmak üzere, dünya artık bu oyunu görmüş, çözmüş ve yeni yeni arayışlara girmiştir.

Artık çağdışı kalmış Avrupa Modernitesinin çok ilerisinde çalışmaları ve insanlığın beklediği, ona huzur ve mutluluğu sağlayacak bir dünya görüşü ve bir yaşam biçimi ortaya çıkarıp koymak, günümüz insanlığın boynunun borcudur. Dünyada bunu yapmaya ancak, bizim ülkemizin öncülüğünde İslam dünyası adaydır. Biz de ciddi olarak bunun hazırlığını yapmaktayız.