Modernite ve modern bilimin, üzerine kurulduğu temel ilkeler

Modernite ve modern bilimin, üzerine kurulduğu temel ilkeler
modernitenin dayandığı temel ilke
Bizim formel ve informel eğitim sistemimize, bilim-sanat hayatımıza ve hayatın daha pek çok alanına egemen olan Modernite’nin ve Modern-Batı Bilimlerinin, üzerine kurulduğu temel ilkeler vardır. Biz bunları birkaç seansta sizlerle paylaşacağız. Bu ilkeler:
1- Modern bilim, nesnel değil, özneldir, tarafsız/yansız değil, ideolojiktir.
Nesnellik, ‘gerçeğe varmak amacıyla taraf tutmadan inceleme yapmak ve hüküm vermek; kişisel ve grup görüşünden bağımsız olarak davranmak’, anlamlarına gelmektedir. Öznellik ise, nesnelliğin zıddıdır.
Batı bilimi her zaman kendisini, nesnel hakikat olarak takdim eder. Belli ölçüde bunu kabul ettirmiştir de. Ürettiği bilime bizim de ‘nesnel hakikat’mış yani kişisel ve grup görüşünden bağımsız olarak davranıyormuş gibi bakmamızı isteyen bu zihniyet, aslında asırlardır bizi aldatmaktadır. Çünkü modern bilim, üretildiği burjuvazinin sıkı kontrolünde gelişmekte, Batı’daki kokuşmuş, bozulmuş ve her türlü kötülüğe batmış sosyo kültürel ve ideolojik anlayışı, anlayış, yaklaşım ve değerleri taşımaktadır.
Modern bilim, aynı zamanda kendisini tarafsız/yansız olarak ta takdim eder. Bu da asla doğru değildir. Nitekim Kuhn gibi kimi Batılı düşünür ve bilim insanları da bilimin tarafsız ve değerlerden bağımsız olmadığını, aksine önceden kabul edilmiş Batı’lı anlayışın ışığında ortaya çıktığını belirtirler. Zira modernite, bilimi ve bilimsel faaliyeti, sırf bir bilimsel faaliyet olarak ele almaz. Aksine yukarıda belirttiğimiz gibi, o hem ideolojik bir yapıya sahiptir hem de burjuvazinin kar ve egemenlik alanını genişletmek için bilimi yapar ve kullanır.
Hiçbir bilimsel faaliyet ve ürettiği bilgi ‘nesnel’, tarafsız ve yansız’ olmaz; muhakkak bağlı olduğu bir dünya görüşü ve bir değerler sistemi vardır. Üretilen bilgi ve teknoloji, bu dünya görüşünü ve değerler sistemini taşır. Bunu çok iyi bilmek gerekir.
2- Modern bilim, kendisinden önceki bilimsel faaliyetleri yok sayar.
Modernite, Dünyayı kendisiyle başlatır. Yani Modernite geçmişte, kendinden önceki Maddeyi ve manayı içeren matematik, fizik, kimya, biyoloji, tıp, astronomi, tarih, felsefe tefsir, hadis, fıkıh, kelam ve bunun gibi bilimsel çalışmaların hepsini inkar eden, onların üzerlerini örten, onları kabul etmeyen, onları yok sayan bir anlayıştadır. Örneğin: Eski Mısır ve Hint’teki bilimsel faaliyetleri, 8. Ve 13. Yüzyıllarda Dünyanın en büyük medeniyetini kuran, Batının da doğuşuna vesile olan İSLAM BİLİMİNİ/MEDENİYETİNİ ve bir bütün halinde, dünyadaki bilimsel faaliyetlerin hepsini inkar eder, hiçbirisini kabul etmez.
3- Modern bilim, inkarcıdır.
İnkar etmek yani ‘küfür’: gördüğü, bildiği, farkına vardığı bir hakkın üzerini örtmek, gerçeği yok saymaktır. Ya da yaptığı işi, söylediği sözü, tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini, görmediğini söylemek, saklamak demektir.
Modern bilim insanlığın, yapıp ettiği bütün bilimsel faaliyetleri ve ürünlerini inkar edip yok saydığı gibi, başta Kainatın Rabbi olan ALLAH’I, insanlık tarihi boyunca yüz binleri bulan peygamberleri, Allah’ın onlar vasıtasıyla insanlığa göndermiş olduğu ‘İslam’ı da yok sayıp inkar etmiştir. Böylece modernite, Yaratıcıyı inkar edip, Evrenin kendiliğinden, varlıkların da tesadüfen var olduğun savunarak evrenle ve varlık alemiyle; ilk insandan bu yana bir zincirin halkaları gibi sürüp gelen peygamberlik müessesesini inkar ederek te insanlık tarihiyle ters düşmüştür. Ayrıca geçmişte veya günümüzdeki, doğru ya da yanlış ayırımı yapmadan var olan bütün dinleri yok saymış, onları da toptan inkar etmiştir.
Modernite’de, kendisinin dışındaki her şeyi yok sayıp inkar etmek bir gelenek halini almıştır.
Modernite bütün bu inkarları sıradan bir iş olarak yapmaz, aksine bu inkar tutumunu, ideolojisinin temel taşı ve en önemli bir bölümü olarak kabul eder.
Modernite’de dini inkar etmek, Avrupa İdeolojisinin zorunlu bir gereği olarak görülür.
Modernite-Modern Bilim, başta Kainatın Yaratıcısı olan Allah’ı, onunla beraber doğru yanlış demeden bütün dinleri ve dine ait her ne varsa, onların hepsini inkar etmeği, bir ideoloji haline getirmiştir. Çeşitli iletişim araçları ve bütün ülkelerde etkisi altına aldığı eğitim sistemleriyle de insanlığı buna yönlendirmiş, zorlamış ve büyük ölçüde istediğine ulaşmıştır.
Dolayısıyla Modernite, tarihin şahit olduğu en büyük ‘Tuğyan Hareketi’dir.
Bu inkar tutumunun en önemli sebebi: Burjuvazi ve moderniteyi oluşturan bilim insanları! Allah’ın yeryüzüne gönderdiği son din olan İslam’ı bilmediler, bilmek istemediler; sadece tanrı! ile insanlar arasında korku ve duayı esas alan uydurma bir din üretip onun üzerinden, yeryüzündeki DİN hakkında hüküm verdi ve kendilerince dini mahkum ettiler.
Ancak ‘Allah katında hak din olan İSLAM’, bir bütün halinde ortaya çıkınca onların bu oyununu bozup çöp sepetine atacaktır.
Burada çok önemli bir husus var: modernitenin uydurduğu ‘hayattan ve kainattan kopuk din-Religion’ kavramını, türevlerini, içeriğini ve eğitimini elimizin tersi ile itip, Gerçek DİN-ed Din kavramını ve içeriğini esas almamız ve onu etkin kılmamız gerekmektedir.