Casuslarla múcadele

DEVA Partisi yetkilisi ve eski TSK mensubu Metin Gürcan'ın yabancı istihbaratçılarla gizli noktalarda buluşarak askeri bilgiler verdiği itirafı, düşünmemizi gerektirir.

Casuslarla múcadele
Az paraya ülkesini satarken Twitter'da sallıyordu

DEVA Partisi'nin üst düzey üyelerinden eski TSK mensubu şimdiki sözde stratejik analist Metin Gürcan, çevresinden topladığı bilgileri dolar karşılığı otoparklardaki gizli görüşmelerde yabancı ülke istihbaratçılarına sarı zarflarda teslim ettiğini itiraf etmiş.

Ancak bunun casusluk olduğunu bilmediğini savunmuş. Açık bilgilerden toplamak casusluk sayılmaz demiş. Yabancı istihbaratçı açık bilgi için neden sana para versin? Senin zamanında orduda subayken edindiğin, orduda, hükümette tanıdıklarından, sınıf arkadaşlarından dinlediğin, Türk çevrenden topladığın, normalde yabancılarla paylaşılmayacak bilgiler için istihbaratçılar sana para veriyor, seni siyasette destekliyor.

Ülkeni satman için.

Bu tür hainler ne yazık ki ülkemizde çok. Özal'ın vaktiyle dediği gibi Batı ülkesinde casus bulmak çok zordur. Ancak Türkiye'de basbayağı casusluk yapacak hain bol ve ucuz. Metin Gürcan da az bir paraya vatanını satmış. 

Ancak vatana ihanetin bugün bir bahanesi var.

Buna Erdoğan karşıtlığı, hatta muhaliflik gibi bahaneler öneriyorlar.

Erdoğan'a karşı olmak, muhalif olmak ayrıdır, hassas bilgileri casuslarla menfaat karşılığı paylaşarak vatana ihanet etmek ayrıdır.

Türkiye'de vatan haini casuslar bazen etnik bir nefret sonucu, bazen de şantaj sonucu ülkesini satar. Ancak çoğu ne yazık ki basit menfaat karşılığı satmaya hazırdır. Bu, eğitim sistemimizde, toplumuzda yeterli bir vatanperverlik hissi veremediğimizdendir.

Bu özellikle de Batıyatapar kesimde daha yoğundur. Dindarı muhbir yapmak için, bir karşıtlık hissedeceğinden, şantaj, tehdit, nefret, etnik ayrım taktikleri gerekebilir. Ancak Batıyatapar, kuvvetli bir vatan savunma duygusu aşılanmadıysa çoğu zaman buna dünden hazırdır.

Yabancı ülke istihbaratçısı trençkot ve şapka ile gelecek diye bir şey yok. Zaten başta siyasi ateşeler, bütün elçilik görevlileri istihbarat toplar. Ülkemizdeki yabancı firmaların, ortak projelerin bir bölümü istihbarat teşkilatları bağlantılıdır. 

Üniversitelerde yabancı öğretim üyeleri, yabancı dil okutmanları arasında istihbarat görevlileri de vardır. İlle kariyer casus olmaları gerekmez, ilişkiler kurarlar, bilgi toplarlar, ülkelerinin yetkilileriyle paylaşırlar. Bazen doğrudan verirler, bazen işleyip raporlayıp verirler. 

Yabancı ülke ajanları hedeflerini Türkiye, İslam nefreti olan siyasi toplumsal noktalarda, sapık barları gibi eğlence ortamlarında kolayca bulabileceği gibi üniversite, okul, kişisel gelişim, misyonerlik gibi yerlerde hedef ailelerin fertlerine çengel atarak da elde edebilirler. Güvenlik bürokrasisi, kamu bilişim çalışanları, siyaset, dini cemaat veya sivil toplum yöneticileri kuşkusuz yüksek değerli hedeflerdir. Ancak Metin Gürcan gibi hala ilişkileri devam eden kritik kurumların eski çalışanları da ilgi alanıdır.

Bunun engellenmesi, ülkemizin istihbaratçıların yolgeçen hanına dönmemesi için yapılacak şey, ne kadar canayakın olurlarsa olsun -ki istihbaratçıların dünyadaki yegane ortak özelliği canayakın olmalarıdır- yabancı ülke yetkilileriyle bilgi paylaşmamak, menfaat almamaktır.

Elçiliklere, yabancı istihbaratçılara rapor vermek casusluktur, vatan hainliğidir. 

Bu, sağduyudur. 

Ancak ne yazık ki ülkemizdeki eğitim sisteminde bu sağduyuyu veremiyoruz ki Metin Gürcan tarzı işler yapmış, açıkça yabancı ülkelere hizmet etmeye arzulu kişiler şu an siyasi partilerin kadrolarında oturmaya devam ediyorlar.

Türkiyemiz yabancı casuslar ve onlara iş yapan hainlerle doludur. Bağırsak kurtlarının temizlenmesi, toplumsal kültürden, eğitimden başlar.